Bir akıl diyor ki:

Prof. Dr. Atilla Yayla
".... Bir grup, siyasî süreçte başarılı olarak iktidara gelmek ve iktidara gelince de toplumun tamamına veya bir kesimine bir kıyafeti empoze etmek mi istiyor? Bunu önlemenin yolu o grubu-partiyi yok etmek değildir; iktidarlara kıyafete müdahale yetkisi vermemek, siyasî yönetimleri bu bakımdan hukukî ve anayasal olarak sınırlandırmaktır. Ama siz, istikbaldeki bir korkudan kaçınma adına, bir gruba baskı uygular, acı ve korku yaşatır, başınıza gelmesini istemediğiniz şeyleri onların başına getirirseniz, aslında onlara, "bakın, ben şimdi güce sahibim, size bunu yapıyorum, siz de gücü ele geçirin, bana istediğinizi yapın" mesajını vermiş olursunuz. Bu baskıcı politikalardaki meşruiyet referansının ne olduğunun bir önemi yoktur, çünkü herkesin referansı kendinedir ve her referans çerçevesi kısmîdir. Genelleştirilmek istenen her kısmî referans çerçevesi baskıcı bir ortam yaratır. 


Yine bir grup-parti iktidara gelip (dini koruma veya bastırma, bir ideolojiyi veya hayat tarzını diğerleri aleyhine teşvik etme adına) fikir özgürlüğünü kısıtlamayı mı düşünüyor? Çözüm, iktidarlara, ne kadar büyük bir çoğunlukla iş başına gelirlerse gelsinler, fikir özgürlüğünü budama yetkisi tanımamaktan, hukukî olarak fikir ve ifade özgürlüğünü garanti altına almaktan geçer. Ama siz, "yanlış" olduğu, "geri" olduğu, hoşunuza gitmediği gerekçesiyle ya da başka bir gerekçeyle bazılarının fikir özgürlüğünü ellerinden alır, radyo-televizyonlarını kapatır, yazıp çizdikleri ve konuştukları için bu insanları hapishanelere tıkarsanız, iki şey yapmış olursunuz: Bir; önceki durumda olduğu gibi, bu kesime gücü ele geçiren herkesin sizin yaptığınızı yapabileceğini gösteren bir örnek sunarsınız. İki; alternatif fikirlerle tartışmak yerine onları bastırmayı, sindirmeyi tercih ettiğiniz için kendi fikirleriniz basitleşir, güdük kalır, gelişmez ve zamanla dogmaya dönüşür. O yüzden, beğenmediğiniz fikirlerden duyduğunuz korkunun esiri olup başkalarını köleleştirmek yerine demokratik bir hak olarak fikir özgürlüğünü korursanız zaten demokrasiyi de korumuş olursunuz...."



Prof Dr Atilla Yayla, 08.03.2004

* * * * *

Evet, bu o adam...
Hani şu Atatürk'e "bu adam" dediği için 2008 yılında 15 ay hapse mahkum edilen akademisyen...

Şimdi ister gülün, ister ağlayın...

1 yorum:

Anonim dedi ki...

Şu yukarıdaki video'yu her ay bir kez izlerim,ders mahiyetinde....!

Sinan Canan ve Serkan Karaismailoğlu ile beynimizin [n] ilginç halleri!